Ogün ŞANLI
Dünyada en fazla ülkeye uçan havayolu olduk. “ Bu
gurur Türkiye’nin”, “Bu gurur hepimizin” sloganıyla THY tarafından önemli
yatırım yapılarak ve büyük emek harcanarak hazırlatıldığı anlaşılan İstiklal
Marşımız’ın kullanıldığı son reklam filmi ne yazık ki Suriye olaylarının
gölgesinde kaldığı için beklenen ilgiyi göremedi, istenen yankıyı da bulamadı.
Eminim ki bu durum THY yönetiminde de büyük hayal
kırıklığı yaratmıştır.
Konuya ilişkin olarak basında, zaman zaman THY’den PAS
bilet söğüşleyenler veya yurt dışı açılışlarına VIP misafir olarak davet edilen
birkaç bilinen müzmin yalakanın cılız sesinin ötesinde pek de birşey duyamadık.
Özellikle de THY’nin baş yalakasının bu konuyu görmezlikten gelerek
bu süre zarfında TAV’a övgüler yağdırması da dikkatlerden kaçmadı.
Hava taşımacılığında başarının ölçüsü en fazla ülkeye
uçmak olsaydı, Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği’nin (IATA) 2011
yılı verilerine göre filosunda bulundurduğu 709 uçakla dünyada filosonda en
fazla uçak bulunduran Delta Airlines, 692 uçakla ikinci sırada bulunan
Federal Expres, 444 uçakla üçüncü sırada bulunan Chine Southern ve 355 uçakla
dördüncü sırada yer alan Lufthansa, filosunda bulundurduğu 196 uçakla dünya
sıralamasında 14. Sırada yer alan THY gibi dünyada en fazla ülkeye uçamadıkları
için onlar da üzüntülerinden ünlü besteci Frederick F. Chopin’in Cenaze Marşı
eşliğinde bir reklam yaptırabilirlerdi.
Yanlızca kendi filosunda 15 adet A-330, 50
adet A-340, 8 adet A-380 ve 30 adet B747 geniş gövdeli ve uzun menzilli olmak
üzere toplamda 355, ortak olduğu diğer grup şirketleriyle birlikte toplam 696
uçağı bulunan Lufthansa 81 ülkeye uçuyorken bizim THY’nin 196 uçakla 90
ülkeye uçuyor olmasını bir başarıymış gibi sunmanın mantığını çözmek mümkün
değil. Bundan yola çıkarak bizim THY yönetiminin ne kadar da başarılı olduğunu
ya da yönetimin ne kadar da akıllı yöneticilerden oluştuğunu iddia etmek mümkün
olmadığı gibi Lufthansa’yı gerizekalıların yönettiğini iddia etmek de bir
okadar abesle iştigaldir.
Ben THY’nin son on yıldır satın aldığı hiçbir
uçak veya uçak tipi için fizibilite, uçtuğu hiçbir nokta için pazar
araştırması veya hat analizi yaptığına inanmıyorum. Eğer bilinen nedenler
dışında gerçek anlamda bir pazar araştırması yaparak ticari gördüğü için uçtuğu
tek bir hat varsa belgelerini yayımlasın ben tükürdüğümü yalamaya hazırım.
Saldım çayıra mevlam kayıra…
Övgünün de yerginin de ölçüsünü kaçırdığımız ve
genellikle övgülerimizi menfaat ölçüsüne dayandırdığımız bir gerçektir.
Son zamanlarda THY’nin başarısını öve öve yere göğe sığdıramayanların büyük bir
çoğunluğunu THY’den nemalanların oluşturduğunu da dikkate aldığımızda THY’nin
hangi başarısını kim neyle kıyaslayarak konuyu bu kadar abartıyor şahsen ben
anlamış değilim. ‘Şeyh uçmaz müritleri uçurur’ misali bu nemacılar THY
yönetimini öyle bir uçurdular ki bunlar da kendilerini dünyanın en iyi
yöneticileri sanmaya başladılar. Ayakları yerden kesildi, bunlar da uçaklarla
birlikte havalarda uçmaya başladılar.
THY hakkında basında özellikle de havacılık
haberlerinin en önemli kaynağı Airporthaber’de çıkan haberlerin altına
çalışanları tarafından yazılan yorumlara bakıldığında, görülen manzara
şudur ki;
- Çalışanlarıyla barışık olmayan ve özellikle de pilot
ve kabin görevlileriyle kanlı bıçaklı olan bir THY- Çalışanlarının aidiyet
duygusunu yitirdiği bir THY- Çalışanlarına zulüm eden ve onlara köle muamelesi
yapan bir THY- İki havacılık terimini bir araya getirerek konuşmasını bilmeyen
ve her seferinde komik duruma düşen yöneticiler ve liyakat yerine
adam kayıran bir THY- Hayatında bir defa dahi havaalanı görmeyen ancak yurt dışına
müdür olarak atanan bazı personelin gittiği ülkenin havaalanlarında kayıp
olduğu için alay konusu olan bir THY- Geçen hergün kurumsallığını kayıp eden
bir THY- Denetim ve şeffaflıktan uzak kapalı kutuya dönüştüğü için kimin ne
yaptığı belli olmayan bir THY- 305 çalışanını sorgusuz sualsiz sokağa
bırakarak açlığa mahkum eden bir THY- Hatta genel kanı şudur ki Rizeliler
Teali Cemiyetine dönüştürülmüş bir THY…. !
Başarı bu işin neresindedir birisi anlatsa da biz de
anlasak! THY’nin kimyası ve sistemi bozuldu. En fazla ülkeye uçmak bir havayolu
için ne kadar başarının bir ölçüsüyse bu saydıklarım da bir o kadar
başarısızlığın ölçüsüdür.
Türk havacılık tarihi, Türk havacılığının gelişiminin
önünün THY tarafından defalarca kesildiği vukuatlarla anılır.
Geldiğimiz noktada görünen şudur ki 1983 yılından
başlayarak özellikle de 2003 yılında tetiklenen havacılıktaki serbestleşme
hareketleri yine THY tarafından bozguna uğratılmış; liberal genel ekonomik
politikayı benimsemiş ve uygulamaya geçirmiş olan ülkemizde anlaşılmaz bir
şekilde dönüp dolaşıp devlet eliyle havacılığın geliştirilmesi politikasına
geri dönüş yapılmıştır. Bir diğer ifade ile liberal ekonomik yapı içinde
havacılıkta devlet eliyle oligopol hatta monopol oluşturularak garabet
bir model ortaya çıkmıştır.
Bu yöntem doğru bir yöntem olsaydı Swissair, Sabena
gibi sayısız bayrak taşıyıcı havayolu şirketi hala uçuyor
olurdu. Havacılıkta THY’nin payını azaltmak için 1980’li yıllarda
başlatılan çalışmalarla THY’nin yalnızca tarifeli yolcu taşımacılığı ve bakım
faaliyetlerine odaklanarak, daha çok da dış hatlarda büyüyerek gelişimi ön
görülmüşken şu anda THY’yi havacılığın her faaliyeti içerisinde görmek
mümkün. Yurtdışı charter (tarifesiz) seferlerine yönelen THY sayesindedir
ki, son on yılda kurulup da ayakta kalan tek bir Türk özel havayolu
şirketi kalamadığı gibi son beş yıldır tek bir özel havayolu şirketi bile
kurulamamıştır.
Bu sayede hava yolu işletmeciliğinde rekabet ortadan
kaldırıldığı gibi binlerce işsiz yaratılmıştır.
İkram ve yer hizmetleri konusunda başta AB üyesi
ülkeler olmak üzere tüm dünyaya örnek bir yapı oluşturularak her havaalanında
özel sektöre ait iki yer hizmetleri kuruluşu (Havaş ve Çelebi) ve serbest fiyat
sistemi tam oturmaya yüz tutmuşken THY tarafından kurulan TGS sayesinde sistem
alt üst edilmiş, özellikle de TGS’nin ehil eller tarafından yönetilmemesi ve eş
dost akraba kirve ilişkilerine bağlı atamalar sonucudur ki hava alanlarında
hergün yaşanan yer kazaları nedeniyle kan gövdeyi götürmeye başlamıştır.
TGS’yi şu anda havaalanlarındaki emniyetsizlik sembolü haline getiren bir
zihniyetin her yeri havacı olsa ne yazar.
THY’nin ikram kuruluşu olan ve Türkiye’de ilk
özelleşen kuruluş unvanına da sahip olan USAŞ’ın yerine kurulan
DO&CO’nun ülke ikram servisine verdiği zarar sonucunda yabancı
sermayeli iki özel ikram kuruluşu kapanmak zorunda kalmıştır.
2003 yılında serbestleştirilen iç hatlar sayesinde
özel havayolu işletmeleri tam nefes alacakken Anadolu Jet adıyla bir zebani
ortaya salınmış ve özel havayolu işletmelerinin nefesi kesilmiştir. Bu da
yetmiyormuş gibi, THY, Anadolu Jet ve Sun Expres’in birlikte hareket ederek
yaptıkları pres sonucu özel havayolları ya iç hatlardan çekilmek veya uçuş
sayılarını azaltmak zorunda kalmışlardır. Bu Rekabet Kurumu ne işe yarar onu da
anlayamadık. Türk sivil havacılık tarihi bakımından bir dönüm noktası
olan iç hatlardaki serbestleşme de bu sayede sekteye uğratılmış ve ölü doğduğu
içindir ki ülkemizin coğrafi yapısına uygun, havacılıkta temel ihtiyaç olan ve
küçük gövdeli uçaklarla yapılması planlanan bölgesel havacılığın da önü
kesilmiştir.
Hac ve umre taşımalarında Saudia ile pilot eğitimi
konusunda ABD’deki pilot okullarıyla işbirliği yaparak sektöre verdiği zarar
yetmezmiş gibi bir de Türk havacılık sektörünün özel sektör eliyle gelişip
kurumsallaşmasının önünü her seferde keserek tarihi bir suç işleyen THY’nin bu
sektöre verdiği zararın da tarihi bir gün mutlaka yazılacaktır. Acı olan ise
kimse bu Anadolu Jet’in nasıl kurulduğunu ve hangi yasal alt yapıya dayanarak
ortaya salındığını ve iç hatlarda yıkıcı rekabet yaratılarak hava
taşımacılığımızın geleceğinin nasıl karartıldığını sorgulayamamıştır. Örneğin
aynı modeli Pegasus, Onur Air veya Atlas Jet’de uygulamak isterse gerekli
izinleri alabilirlermi? Bunun mümkün olmadığını herkes biliyor.
THY’nin bu günlere gelmesinde en önemli katkı, 2001
yılında günün Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş tarafından 2920 sayılı TSK’nun
25. maddesinin değiştirilerek fiyatların serbest bırakılması, SHGM’nin 2001
yılında JAA’ye tam üye olarak özellikle de bakım konusunda karşılıklı tanıma
yetkisini alması, THY’nin tüm şanlı direnişine ve arkadan çevirdiği dolaplara
rağmen Bakan Sayın Binali Yıldırım tarafından hava taşımacılığının
serbestleştirilmesi ve THY’nin geçmişte başta Dr. Cem Kozlu, Yusuf Bolayırlı,
Tezcan Yaramancı, Atilla Çelebi, vb yüzlerce uluslararası niteliğe sahip
profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi ve temeli çok sağlam bir sistem
kurulmasıdır ki bu sistem herşeye rağmen hala yıkılamamıştır. .
Onlar neyi eksik veya yanlış yapmıştı ki siz takunyalarınızla
apronda gezerken onları düzelttiniz. Ortada bir başarı varsa dahi bugünkü
THY yönetiminin bunda hiçbir katkısı yoktur. Şuursuzca çok uçak satın alıp
THY’yi borç batağına sokmayı başarı saymak her türlü izahtan varestedir. Yoğun
borç ödemeleri başladığında herşey ortaya çıkacaktır. 2012 yılının ilk
yarısında yaklaşık 1 milyar ABD doları zarar açıkladıktan sonra, bilançosunu
bundan sonra TL yerine dolar olarak açıklayacağını (ne demekse !) ifade ederek
bu zararı kamuoyunun dikkatinden kaçırmaya çalışan THY, bundan sonra isterse
bilançosunu hokus pokus yaparak açıklasın. Artık milyonlarca ABD doları reklam
bütçesi bile sizi başarılı göstermeye yetmeyecektir.
THY son yıllarda her ne kadar kendisine memur
edemediği iki Sivil Havacılık Genel Müdürü’nü görevinden uzaklaştırmayı
becermişse de birileri de ona, “ bana rağmen atattırdığın genel müdürünü de al
Tandoğan’a git “ demek zorunda kalmıştır. Ancak eziyeti çeken havacılık sektörü
ve SHGM çalışanları olmuştur. Sonuç olarak, İstiklal Marşımız kullanılarak
yapılan bu reklamın temel amacı milli ve kutsal değerimiz olan İstiklal
Marşımızı sulandırmak değilse -ki umarım öyle değildir- bu reklamın benim
için hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Tek eksikliği mevcut THY yönetiminin
yönetim biçimine uygun olarak bir kemençenin de enstrümanlar arasında yer
almamasıdır !!!
Sayın Bakan Binali Yıldırım’ın TUHESFO 2012
fuarının açılışında yaptığı “fırsatçılık yapanların canlarına okuruz”
açıklamasını yürekten destekliyor sonuçlarını sabırsızlıkla bekliyoruz. Özellikle
de bu açıklamadan THY’nin payına düşenlerin sonuçlarını da en kısa zaman
içerisinde görmeyi arzu ediyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder