Tek Avrupa Hava Sahası –TAHS (Single European Sky-
SES), Avrupa hava sahasında artan hava trafiğine en emniyetli ve en az
gecikmeyle hizmet sağlanabilmesi amacıyla milli hava sahası sınırlarına bağlı
kalmaksızın hava trafik akışına uygun, ortak bir Avrupa hava sahası
düzenlenmesine yönelik yaklaşımdır. Avrupa çapında uygulanması düşünülen,
güçlendirilmiş emniyet ve verimliliğe sahip, hava sahasının daha etkili
kullanımını sağlayacak, gecikmeleri azaltacak ve yolculara gelişmiş hizmet
sunacak olan bir uygulamadır.
TAHS’ın temel amacı hızlı trafik artışını da
dikkate alarak, Avrupa hava sahasında uçuş emniyetinin en üst seviyede muhafaza
edilmesiyle birlikte, hava sahasının optimum kullanılmasına imkan sağlamaktır.
Temel prensip ülkeler arasında eşgüdümü artırmak, sivil asker işbirliğini
geliştirmek ve sistemlerin birlikte işlerliğini sağlamaktır.
TAHS ile Avrupa’nın tamamında birbiriyle uyumlu
çalışan, benzer fonksiyonlara haiz, entegre bir hava trafik sistem alt yapısı
hedeflenmektedir. Bunun için de; hava sahasının sınıflandırılması, Avrupa
için tek üst uçuş bilgi bölgesi oluşturulması, hava sahası tasarımı,
fonksiyonel hava sahası bloklarının tesisi ile hava sahası düzenlemelerinin
yapılması gerekmektedir.
Avrupa hava sahasındaki hava trafiğinin hızla artması
münasebetiyle, sivil hava taşımacılığında meydana gelen gecikmelerin
tahammül edilemeyecek düzeye gelmiş olması AB Komisyonu’nu hava trafik yönetimi
konusunda bir reform kararı almak zorunluluğu ile karşı karşıya bırakmıştır.
Trafik akışının hızlandırılması, can ve mal emniyeti ile uçuş emniyetinin en
üst seviyede sağlanması amacıyla; uçuş emniyetinin arttırılması, kapasitenin
arttırılarak etkin hava trafik yönetiminin sağlanması, yüksek verimlilik
ve gecikmelerin azaltılması amacıyla TAHS çalışmaları 2000 yılında
başlatılmış olup, AB’nin EUROCONTROL ’e 2002 yılında aday üye olmasıyla hız kazanmıştır.
TAHS mevzuat geliştirme ve uygulamalarının takibinden
Avrupa Komisyonu sorumlu olup, EUROCONTROL teşkilatı teknik çalışmaları yapmak
üzere görevlendirilmiştir.
Bu bağlamda başlatılan çalışmalar 2004 yılında 4’lü
mevzuat paketinin AB Konseyi ve Parlamentosu tarafından onaylanması
sonrasında TAHS projesi hayata geçirilmeye başlanılmıştır. 2005 yılı toplam
Avrupa hava trafik sayısı 8.5 milyon 2009 yılında 9.4 milyon, olarak
gerçekleşmiştir. 2020 yılında ise bu sayının 15.8 milyon olacağı tahmin
edilmektedir.
Bilindiği gibi günümüzde her ülke kendi hava sahasının
hava trafik kontrolünü yapmakta olup, organizasyonel düzenlemeler ve
kurallardaki farklılıklar trafik akışını ve düzenini etkileyen tutarsızlıklar
oluşturmaktadır. Bu durum TAHS kapsamında; ulusal bölgelere karşılık gelen
Avrupa üst uçuş bilgisi bölgesi oluşturulması, organizasyonel yapıların
uyumlaştırılması, hizmetlerin her yerde aynı standartlarda yürütülmesi, üst
hava sahasının ulusal sınırlardan bağımsız olarak “Fonksiyonel Hava Sahası
Blokları” (FABs) şeklinde yeniden organize edilmesi ve hava sahası
sınıflandırmalarının uyumlaştırılması, hava alanlarının kapasitelerinin
artırılması yöntemleri ile çözülmek istenmektedir.
Mevcut yapı içerisinde tüm Avrupa’da askeri
sebeplerden dolayı uçuşlara kapalı, yasaklanmış, sınırlı, geçici tecrit edilmiş
ve tehlikeli diye sınıflandırılmış hava sahaları bulunmaktadır. Hali hazırda,
Avrupa’da 500 civarında böyle tecrit edilmiş üst hava sahası bulunmaktadır. Bu
hava sahalarının birçoğu günün bir bölümünde kullanılabilecek iken,
kullanılamamaktadır.
Ayrıca askeri eğitim uçuşları sebebiyle bazı
hava sahaları sivil uçuşlara kapalı bulunmaktadır. Bu yüzden sivil uçuşlar daha
uzun yollardan yapılmakta ve bu da yakıt tüketiminin, zamanın ve maliyetlerin artmasına
yol açmaktadır. TAHS’ın ana konularından olan sivil-asker işbirliği ile bu
sorunların aşılması umulmaktadır.
Yukarıda bahsi geçen problem ve çözümler kapsamında ;
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından benimsenerek, 31 Mart 2004 tarihinde
yayımlanan ve 20 Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe giren TAHS AB mevzuat paketinde
yer alan;
549/2004 sayılı Çerçeve Tüzük;TAHS oluşturulmasına
yönelik idari, teknik ve prosedürlere ilişkin genel çerçevenin,
550/2004 sayılı Hizmet Sağlama Tüzük; TAHS hava seyrüsefer hizmetlerinin sağlanmasına yönelik prensiplerin,
551/2004 sayılı Hava Sahası Tüzüğü; TAHS hava sahasının düzenlenmesi ve kullanımına yönelik prensiplerin,
552/2004 sayılı Birlikte İşlerlik Tüzüğü; Avrupa hava trafik yönetim ağı içinde; sivil ve/veya askeri hava trafik sistem alt yapılarının birlikte işlerliğinin ve prosedürlerin harmanizasyonunun sağlanmasına yönelik prensiplerin belirlenmesini kapsar.
550/2004 sayılı Hizmet Sağlama Tüzük; TAHS hava seyrüsefer hizmetlerinin sağlanmasına yönelik prensiplerin,
551/2004 sayılı Hava Sahası Tüzüğü; TAHS hava sahasının düzenlenmesi ve kullanımına yönelik prensiplerin,
552/2004 sayılı Birlikte İşlerlik Tüzüğü; Avrupa hava trafik yönetim ağı içinde; sivil ve/veya askeri hava trafik sistem alt yapılarının birlikte işlerliğinin ve prosedürlerin harmanizasyonunun sağlanmasına yönelik prensiplerin belirlenmesini kapsar.
TAHS ile ; hava seyrüsefer hizmetlerinde, Avrupa hava
sahasının en iyi şekilde kullanımına olanak sağlayan, tutarlı ve üst düzeyde
emniyet, AB ile EUROCONTROL arasında işbirliği, gerekli askeri faaliyetler için
koruyucu hüküm, Avrupa hava sahasının Avrupa ülkelerini kapsayacak şekilde
genişletilmesi, düzenleyici, hizmet sağlayıcı ve denetleyici otoritelerin
birbirinden ayrılması, hava trafik hizmetlerinin tekelden rekabete açılması,
raporlama sistemi, hava sahasının sivil ve askeri kullanıcıları arasındaki
işbirliği, TAHS komitesinde, hava sahasının askeri kullanıcılarının
menfaatlerinin temsili en üst seviyede düzenlenmiştir.
TAHS’da mevcut hava sahaları yerine fonksiyonel hava
sahası bloklarında fayda-maliyet esasına dayalı ücretlendirme politikası
izlenmektedir. Hem yol hem de terminal seyrüsefer hizmetlerinin bu kapsama
dahil edilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye'nin TAHS projesine karar mekanizmasında
yer alması koşuluyla katılım sağlanmasının, bu mümkün olmadığı
takdirde; katılımın AB tam üyeliği ile birlikte gerçekleştirilmesinin uygun
olacağı yönünde yürütmekte olduğu politikasının doğru olduğu ve bunun
devam ettiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, TAHS’ın uygulanabilmesi için komşularımızla
FIR problemlerimizin siyasi olarak çözüme kavuşturulması büyük önem
taşımaktadır. Daha öncede ifade ettiğim gibi gerek EASA’ya tam üyeliğimiz
gerekse de TAHS projesine katılımımız konusundaki temel sorun, teknik değil
siyasidir.
Son olarak geçen hafta Erzurum’da sayın
Başbakanımız ile Yunanistan Başbakanı arasında sert atışmalara neden olan
Kıbrıs ve Ege FIR sorunun AB’deki havacılık ile ilgili gelişmeleri izlememiz
bakımından elimizi kolumuzu bağladığı gerçeğini de kabul etmemiz lazım. AB’ye
tam üye olmayı hedefliyorsak ve Avrupa ile birlikte havacılık yapmaya devam
edeceksek her iki sorunun da çözüme kavuşturulması zorunludur. Türkiye’nin,
Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu güne kadar Avrupa ile birlikte havacılık yapma
tercihinde hiç bir sapma olmamıştır. Arkamızı Avrupa’ya dönerek havacılık
yapamayacağımıza göre, geçen her günün aleyhimize geliştiğini ve bu konulara
ilişkin sorunlarımızın büyüyerek çözümünün zorlaştığını belirtmek isterim.
Türk hava sahasındaki uluslararası standartların da
çok üzerindeki sivil / askeri hava trafik artışı, iç hatların
serbestleştirilmesi sonucu sivil havacılık sektöründeki büyüme hızı, Avrupa
hava sahası içinde yer almamız, AB’ye üyelik sürecimizin devam etmesi göz önüne
alındığında, TAHS’ın yasal alt yapısının oluşturulması ve hava trafik teknik
alt yapımıza yönelik çalışmaların düzenli olarak sürdürülebilmesinin zorunlu
olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu arada Türkiye’nin, TAHS projesini yakinen
takip etmekle birlikte kendi hava sahasını yeniden düzenleyerek transit ve iç
hat uçuşlar için uçuş koridorlarını mümkün olan en kısa mesafeye
indirerek ülke havacılığına, turizmine ve ekonomisine en üst seviyede katkı
sağlaması gerekmektedir.
1990’lı yıllarda soğuk savaşın sona ermesi sonrası
bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de askeri hava alanları sivil trafiğe
açılmış ve böylece, sivil trafiğe açık havaalanı sayısı 67’ye ulaşmıştır.
Ancak hava sahamızın esnek kullanımı konseptine ilişkin bazı iyileştirmeler
yapılmakla birlikte bunun yeterli olduğu söylenemez. Bu konsept ile hava
sahalarının sivil veya askeri hava sahaları olarak ayrılmaları yerine bütün
olarak ele alınması amaçlanmaktadır. Bu amaç gerçekleştirilirken, hava
sahalarının gerçek ihtiyaçlara göre ve mümkün olduğunca kalıcı hava sahası
ayrımından kaçınılarak, hava sahası planlaması ve yönetimine ilişkin ortak
kurallar ve standartlar tanımlamak gerekmektedir.
Yine dünyadaki havayolu ulaşımı gelirlerinden en
üst seviyede pay alabilmek için ülkeler, seyrüsefer sağlayıcıları ve
havayolu işletmeleri arasında, yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu nedenlede
temel hedef, daha çok trafiğe hizmet verebilmek için ülke hava sahasının
optimum kullanılmasıdır. Bu kapsamda yürütülmekte olan SMART projesinin
tamamlanmasına müteakip seyrüsefer hizmetlerimizin kalitesinde çok önemli
gelişmeler olacağını düşünüyorum.
Hava sahası kullanıcılarının 2007 yılında yaptığı bir
çalışmaya göre, ülkemizdeki uçuş koridorlarının uzunluğu nedeniyle, Türk
havayolu işletmelerinin her yıl yaklaşık 300 milyon dolar kayıplarının olduğu
ortaya konmuştu. İşletmelerin filolarındaki uçak sayısı ve İç hatlardaki
trafik artışı da dikkate alındığında bu kaybın 500 milyon dolara
yükseldiği anlaşılmaktadır.
Havacılık endüstrinin bu ve benzeri ortak sorunlarının
çözüme kavuşturulması konusunda, ilgili sivil toplum örgütlerinin de daha
duyarlı olması gerekir. Bu soruna ilişkin, başta TÖSHİD ve TALPA olmak üzere,
ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin gerekli çözüm önerilerini üretip ilgili
kurum ve kuruluşlar nezdinde sürekli girişimlerde bulunması ve konuyu yakinen
takip etmesi büyük önem taşımaktadır. Milli servet heba oluyor ve tüm
ilgili taraflar bunu seyrediyor. Bu kadar duyarsızlık olur mu? Bu konuda en
büyük kaybı olan THY bu sorunun farkında değil, farkında ise de soruna bu kadar
duyarsız kalışına bir anlam vermek mümkün değil.
Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetleri, SHGM, DHMİ, THY,
TÖSHİD ve TALPA arasında gerekli koordinasyon sağlanarak hava sahamızın yeniden
düzenlenmesi ve askeri yasak bölgelerin en aza indirilerek uçuş koridorlarının
kısaltılması, yani bir başka deyimle, hava sahamızın “sivilleştirilmesi” büyük
önem taşımaktadır.
Ayrıca,Türk hava sahasının daha etkin ve efektif kullanılabilmesi için, hava sahamızın tek bir elden yönetimini sağlamak amacıyla, 2920 ve 5431 sayılı kanunda da ön görüldüğü üzere SHGM bünyesinde “Sivil-Asker Koordinasyon Merkezinin” kurularak sivil ve askeri hava trafik kontrolörlerinden oluşan “Hava Sahası Yönetim Biriminin” oluşturulması zaruret haline gelmiştir.
Ayrıca,Türk hava sahasının daha etkin ve efektif kullanılabilmesi için, hava sahamızın tek bir elden yönetimini sağlamak amacıyla, 2920 ve 5431 sayılı kanunda da ön görüldüğü üzere SHGM bünyesinde “Sivil-Asker Koordinasyon Merkezinin” kurularak sivil ve askeri hava trafik kontrolörlerinden oluşan “Hava Sahası Yönetim Biriminin” oluşturulması zaruret haline gelmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder