20 Haziran 2013 Perşembe

THY VE İSTİKLAL MARŞI

Ogün ŞANLI

Dünyada en fazla ülkeye uçan havayolu olduk. “ Bu gurur Türkiye’nin”, “Bu gurur hepimizin” sloganıyla THY tarafından önemli yatırım yapılarak ve büyük emek harcanarak hazırlatıldığı anlaşılan İstiklal Marşımız’ın kullanıldığı son reklam filmi ne yazık ki Suriye olaylarının gölgesinde kaldığı için beklenen ilgiyi göremedi, istenen yankıyı da bulamadı.
Eminim ki bu durum THY yönetiminde de büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.
Konuya ilişkin olarak basında, zaman zaman THY’den PAS bilet söğüşleyenler veya yurt dışı açılışlarına VIP misafir olarak davet edilen birkaç bilinen müzmin yalakanın cılız sesinin ötesinde pek de birşey duyamadık. Özellikle de THY’nin baş yalakasının  bu konuyu görmezlikten  gelerek bu süre zarfında  TAV’a övgüler yağdırması da dikkatlerden kaçmadı.
Hava taşımacılığında başarının ölçüsü en fazla ülkeye uçmak olsaydı, Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği’nin  (IATA) 2011 yılı verilerine göre filosunda bulundurduğu 709 uçakla dünyada filosonda en fazla uçak bulunduran Delta Airlines, 692 uçakla  ikinci sırada bulunan Federal Expres, 444 uçakla üçüncü sırada bulunan Chine Southern ve 355 uçakla dördüncü sırada yer alan Lufthansa, filosunda bulundurduğu 196 uçakla dünya sıralamasında 14. Sırada yer alan THY gibi dünyada en fazla ülkeye uçamadıkları için onlar da üzüntülerinden ünlü besteci Frederick F. Chopin’in Cenaze Marşı eşliğinde bir reklam yaptırabilirlerdi.
Yanlızca kendi filosunda  15 adet  A-330, 50 adet A-340, 8 adet A-380 ve 30 adet B747 geniş gövdeli ve uzun menzilli olmak üzere toplamda 355, ortak olduğu diğer grup şirketleriyle birlikte toplam 696 uçağı bulunan Lufthansa  81 ülkeye uçuyorken bizim THY’nin 196 uçakla 90 ülkeye uçuyor olmasını bir başarıymış gibi sunmanın mantığını çözmek mümkün değil. Bundan yola çıkarak bizim THY yönetiminin ne kadar da başarılı olduğunu ya da yönetimin ne kadar da akıllı yöneticilerden oluştuğunu iddia etmek mümkün olmadığı gibi Lufthansa’yı gerizekalıların yönettiğini iddia etmek de bir okadar abesle iştigaldir.
Ben THY’nin  son on yıldır satın aldığı hiçbir uçak veya uçak tipi için fizibilite, uçtuğu hiçbir nokta  için pazar araştırması veya hat analizi  yaptığına inanmıyorum. Eğer bilinen nedenler dışında gerçek anlamda bir pazar araştırması yaparak ticari gördüğü için uçtuğu  tek bir hat varsa belgelerini yayımlasın ben tükürdüğümü yalamaya hazırım. Saldım çayıra mevlam kayıra…
Övgünün de yerginin de ölçüsünü kaçırdığımız ve genellikle övgülerimizi menfaat ölçüsüne dayandırdığımız  bir gerçektir. Son zamanlarda THY’nin başarısını öve öve yere göğe sığdıramayanların büyük bir çoğunluğunu THY’den nemalanların oluşturduğunu da dikkate aldığımızda THY’nin hangi başarısını kim neyle kıyaslayarak konuyu bu kadar abartıyor şahsen ben anlamış değilim. ‘Şeyh uçmaz müritleri uçurur’ misali bu nemacılar THY yönetimini öyle bir uçurdular ki bunlar da kendilerini dünyanın en iyi yöneticileri sanmaya başladılar. Ayakları yerden kesildi, bunlar da uçaklarla birlikte havalarda  uçmaya başladılar.
THY hakkında basında özellikle de havacılık haberlerinin en önemli kaynağı Airporthaber’de çıkan haberlerin altına  çalışanları tarafından yazılan yorumlara bakıldığında, görülen manzara şudur ki;
- Çalışanlarıyla barışık olmayan ve özellikle de pilot ve kabin görevlileriyle kanlı bıçaklı olan bir THY- Çalışanlarının aidiyet duygusunu yitirdiği bir THY- Çalışanlarına zulüm eden ve onlara köle muamelesi yapan bir THY- İki havacılık terimini bir araya getirerek konuşmasını bilmeyen ve her seferinde komik duruma düşen  yöneticiler ve  liyakat yerine adam kayıran bir THY- Hayatında bir defa dahi havaalanı görmeyen ancak yurt dışına müdür olarak  atanan bazı personelin gittiği ülkenin havaalanlarında kayıp olduğu için alay konusu olan bir THY- Geçen hergün kurumsallığını kayıp eden bir THY- Denetim ve şeffaflıktan uzak kapalı kutuya dönüştüğü için kimin ne yaptığı belli olmayan  bir THY- 305 çalışanını sorgusuz sualsiz sokağa bırakarak açlığa mahkum eden  bir THY- Hatta genel kanı şudur ki Rizeliler Teali Cemiyetine dönüştürülmüş bir THY…. !
Başarı bu işin neresindedir birisi anlatsa da biz de anlasak! THY’nin kimyası ve sistemi bozuldu. En fazla ülkeye uçmak bir havayolu için ne kadar başarının bir ölçüsüyse bu saydıklarım da bir o kadar başarısızlığın ölçüsüdür.
Türk havacılık tarihi, Türk havacılığının gelişiminin önünün THY tarafından defalarca kesildiği vukuatlarla anılır.
Geldiğimiz noktada görünen şudur ki 1983 yılından başlayarak özellikle de 2003 yılında tetiklenen havacılıktaki serbestleşme hareketleri yine THY tarafından bozguna uğratılmış; liberal genel ekonomik politikayı benimsemiş ve uygulamaya geçirmiş olan ülkemizde anlaşılmaz bir şekilde dönüp dolaşıp devlet eliyle havacılığın geliştirilmesi politikasına geri dönüş yapılmıştır. Bir diğer ifade ile liberal ekonomik yapı içinde havacılıkta devlet eliyle oligopol hatta monopol  oluşturularak garabet bir model ortaya çıkmıştır.
Bu yöntem doğru bir yöntem olsaydı Swissair, Sabena gibi  sayısız bayrak taşıyıcı havayolu şirketi hala uçuyor olurdu. Havacılıkta THY’nin payını azaltmak için 1980’li yıllarda başlatılan çalışmalarla THY’nin yalnızca tarifeli yolcu taşımacılığı ve bakım faaliyetlerine odaklanarak, daha çok da dış hatlarda büyüyerek gelişimi ön görülmüşken şu anda  THY’yi havacılığın her faaliyeti içerisinde görmek mümkün. Yurtdışı charter (tarifesiz) seferlerine yönelen THY sayesindedir ki, son on yılda kurulup da  ayakta kalan tek bir Türk özel havayolu şirketi kalamadığı gibi son beş yıldır tek bir özel havayolu şirketi bile kurulamamıştır.
Bu sayede hava yolu işletmeciliğinde rekabet ortadan kaldırıldığı gibi binlerce işsiz yaratılmıştır.
İkram ve yer hizmetleri konusunda başta AB üyesi ülkeler olmak üzere tüm dünyaya örnek bir yapı oluşturularak her havaalanında özel sektöre ait iki yer hizmetleri kuruluşu (Havaş ve Çelebi) ve serbest fiyat sistemi tam oturmaya yüz tutmuşken THY tarafından kurulan TGS sayesinde sistem alt üst edilmiş, özellikle de TGS’nin ehil eller tarafından yönetilmemesi ve eş dost akraba kirve ilişkilerine bağlı atamalar sonucudur ki hava alanlarında hergün  yaşanan yer kazaları nedeniyle kan gövdeyi götürmeye başlamıştır. TGS’yi şu anda havaalanlarındaki emniyetsizlik sembolü haline getiren bir zihniyetin her yeri havacı olsa ne yazar.
THY’nin ikram kuruluşu olan ve Türkiye’de ilk özelleşen kuruluş unvanına da sahip olan USAŞ’ın yerine kurulan  DO&CO’nun ülke ikram servisine verdiği zarar sonucunda yabancı sermayeli iki özel ikram kuruluşu kapanmak zorunda kalmıştır.
2003 yılında serbestleştirilen iç hatlar sayesinde özel havayolu işletmeleri tam nefes alacakken Anadolu Jet adıyla bir zebani ortaya salınmış ve özel havayolu işletmelerinin nefesi kesilmiştir. Bu da yetmiyormuş gibi, THY, Anadolu Jet ve Sun Expres’in birlikte hareket ederek yaptıkları pres sonucu özel havayolları ya iç hatlardan çekilmek veya uçuş sayılarını azaltmak zorunda kalmışlardır. Bu Rekabet Kurumu ne işe yarar onu da anlayamadık.  Türk sivil havacılık tarihi bakımından bir dönüm noktası olan iç hatlardaki serbestleşme de bu sayede sekteye uğratılmış ve ölü doğduğu içindir ki ülkemizin coğrafi yapısına uygun, havacılıkta temel ihtiyaç olan ve küçük gövdeli uçaklarla yapılması planlanan bölgesel havacılığın da önü kesilmiştir.
Hac ve umre taşımalarında Saudia ile pilot eğitimi konusunda ABD’deki pilot okullarıyla işbirliği yaparak sektöre verdiği zarar yetmezmiş gibi bir de Türk havacılık sektörünün özel sektör eliyle gelişip kurumsallaşmasının önünü her seferde keserek tarihi bir suç işleyen THY’nin bu sektöre verdiği zararın da tarihi bir gün mutlaka yazılacaktır. Acı olan ise kimse bu Anadolu Jet’in nasıl kurulduğunu ve hangi yasal alt yapıya dayanarak ortaya salındığını ve iç hatlarda yıkıcı rekabet yaratılarak hava taşımacılığımızın geleceğinin nasıl karartıldığını sorgulayamamıştır. Örneğin aynı modeli Pegasus, Onur Air veya Atlas Jet’de  uygulamak isterse gerekli  izinleri alabilirlermi? Bunun mümkün olmadığını herkes  biliyor.
THY’nin bu günlere gelmesinde en önemli katkı, 2001 yılında günün Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş tarafından 2920 sayılı TSK’nun 25. maddesinin değiştirilerek fiyatların serbest bırakılması, SHGM’nin 2001 yılında JAA’ye tam üye olarak özellikle de bakım konusunda karşılıklı tanıma yetkisini alması, THY’nin tüm şanlı direnişine ve arkadan çevirdiği dolaplara rağmen Bakan Sayın Binali Yıldırım tarafından hava taşımacılığının serbestleştirilmesi ve THY’nin geçmişte başta Dr. Cem Kozlu, Yusuf Bolayırlı, Tezcan Yaramancı, Atilla Çelebi, vb yüzlerce uluslararası niteliğe sahip profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi ve temeli çok sağlam bir sistem kurulmasıdır ki bu sistem herşeye rağmen hala yıkılamamıştır. .
Onlar neyi eksik veya yanlış yapmıştı ki siz takunyalarınızla  apronda gezerken onları düzelttiniz. Ortada bir başarı varsa dahi bugünkü THY yönetiminin bunda hiçbir katkısı yoktur. Şuursuzca çok uçak satın alıp THY’yi borç batağına sokmayı başarı saymak her türlü izahtan varestedir. Yoğun borç ödemeleri başladığında herşey ortaya çıkacaktır. 2012 yılının ilk yarısında yaklaşık 1 milyar ABD doları zarar açıkladıktan sonra, bilançosunu bundan sonra TL yerine dolar olarak açıklayacağını (ne demekse !) ifade ederek bu zararı kamuoyunun dikkatinden kaçırmaya çalışan THY, bundan sonra isterse bilançosunu hokus pokus yaparak açıklasın. Artık milyonlarca ABD doları reklam bütçesi bile sizi başarılı göstermeye yetmeyecektir.
THY son yıllarda her ne kadar kendisine memur edemediği iki Sivil Havacılık Genel Müdürü’nü görevinden uzaklaştırmayı becermişse de birileri de ona, “ bana rağmen atattırdığın genel müdürünü de al Tandoğan’a git “ demek zorunda kalmıştır. Ancak eziyeti çeken havacılık sektörü ve SHGM çalışanları olmuştur. Sonuç olarak, İstiklal Marşımız kullanılarak yapılan bu reklamın temel amacı milli ve kutsal değerimiz olan İstiklal Marşımızı sulandırmak değilse -ki umarım öyle değildir-  bu reklamın benim için hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Tek eksikliği mevcut THY yönetiminin yönetim biçimine uygun olarak bir kemençenin de enstrümanlar arasında yer almamasıdır !!!

Sayın Bakan Binali Yıldırım’ın  TUHESFO 2012 fuarının açılışında yaptığı  “fırsatçılık yapanların canlarına okuruz” açıklamasını yürekten destekliyor sonuçlarını sabırsızlıkla bekliyoruz. Özellikle de bu açıklamadan THY’nin payına düşenlerin sonuçlarını da en kısa zaman içerisinde görmeyi arzu ediyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder